|
|
|
|
|
Çankaya Lisesi Türkçe Topluluğu Ağ Eli |
|
Sayın Feyza Hepçilingirler, Radikal gazetesinin Kitap ekindeki Türkçe Günlükleri köşesinde 14 Nisan 2005 günü yayımlanan yazınızda Kurumumuzun İngilizce sözlerin kimilerini okunduğu gibi kimilerini de yazıldığı gibi Türkçe Sözlük’e almaya hazırlandığına değinmiştiniz. Öncelikle belirtmem gerekir ki, yabancı kaynaklı sözlere karşılık bularak Türkçenin geliştirilmesi ve zenginleştirilmesini kendisine ilke edinen TDK’nin şu andaki yönetiminin Türkçenin söz varlığında yer almayan İngilizce sözleri Türkçeye katmak gibi bir düşüncesi yoktur. Hele hele bu yabancı sözleri Türkçeye yerleşmemiş biçimiyle, İngilizcede söylendiği gibi Türkçe Sözlük’e almak biçiminde bir uygulaması kesinlikle yoktur. Bir özenti sonucunda dilde kullanılan yabancı kökenli her sözün sözlüğe alınması diye bir kural olmadığını belirtmemiz gerekir. Bu konuda TDK’nin yıllar içerisinde oluşturduğu sözlükçülük geleneğine ve sözlük hazırlama ilkelerine göre yabancı kökenli sözlerden hangilerinin, sözlüğe hangi biçimleriyle alınacağı bellidir. Yabancı sözleri kullanmayı özenti hâline getiren kişilerin kullandığı ve Türkçemizde karşılığı bulunan yabancı kökenli sözlerin Türkçe Sözlük’e alınması asla söz konusu değildir. Her dilde olduğu gibi Türkçede de yabancı kökenli sözler vardır, ancak bunların bir bölümü alıntı, bir bölümü de ödünçlemedir. Türkçeye yıllar önce giren, yazılışları ve söylenişleri dilimizin kurallarına uyan ceket (<Fr. Jaquette), boykot (< İng. boycott), kulüp (<Fr. club), boks (<İng. box), briç (<İng. bridge), viski (<İng. whisky), iskelet (<Fr. squelette) gibi sözler birer alıntıdır. Bunlar Türkçe okunuşlarına göre yazılırlar. Türkçe Sözlük’e de bu biçimiyle alınmışlardır. Yakın zamanda ortaya çıkan ve bir bölümü gündelik dilde, bir bölümü de terim olarak kullanılan derogation, leasing, factoring, metrosexuel gibi yabancı sözler ise ödünçlemedir. Bu sözlerin hangilerinin sözlüğe alınacağı da kullanım sıklığı araştırmasıyla belirlenmektedir. Bilindiği gibi, sözlükler köken olarak yalnızca o dilin sözlerinden oluşmaz. Yabancı kaynaklı bir söz eserlere girmişse; gazetelerde, dergilerde, bilimsel yayınlarda kullanılıyorsa insanlar karşılarına çıkan bu sözün anlamını öğrenmek istediklerinde mutlaka sözlüğe başvuracaklardır. Bu bakımdan sözlükler, alıntıları dışlamadan dilin bütün söz varlığını vermeye çalışırlar. Yabancı kökenli sözler, sözlüğe alınmasa da, insanlar o sözün alıntılandığı dilin sözlüğüne bakıp anlamını bulamazlar mı, sorusu akıllara gelebilir. Böyle bir durumda tren, istasyon, iskele, pide, masa, pencere, defter, şemsiye, merdiven gibi yüzlerce sözün anlamını bulabilmek için önce hangi dilden Türkçeye geçtiğini bilmek, eğer bilinmiyorsa birden fazla sözlüğe bakmak gerekecektir. Bunun için de Arapça, Farsça, Latince, Yunanca, İtalyanca, Fransızca gibi yaklaşık yirmi dilin sözlüğünü elinizin altında bulundurma zorunluluğu doğacaktır. Üstelik pek çok sözü alıntıladığımız dilin sözlüklerinde de bulamayacaksınız: Farsça kökenli merdiven Farsçada nerdüban olarak geçer. Bu söz artık Türkçede merdiven olmuştur. Fransızcadan aldığımız istasyon’u da bu yazılışıyla Fransızca sözlüklerde bulamazsınız. Bazı sözlerin biçimleri aynı olsa bile geçtiği dildeki anlamı değişebilir. Arapçadan aldığımız “şemsiye” bizde yağmurdan korunmak için kullanılırken, bu sözün Arapçadaki anlamı ‘güneşlik’tir. Kısacası, bir dilin sözlüğünde o dilin söz varlığına girmiş yerli yabancı tüm sözler yer almalıdır. Bütün dillerin sözlüklerinde de bu kural geçerlidir. Türkçe Sözlük’ün 1998 baskısına baypas, çartır, çekap, payplayn, payreks gibi sözlerin alınmasından sonra bu ölçü son yıllarda dile yeni giren ve basın yayın organlarında yeni kullanılmaya başlanan İngilizce kökenli sözlere de uygulanmıştır. Basına yansıyan ankorman, bilbort, brokır, dedveyt, developır, faynıl for, leptap, okeylemek, oper, raiting, singıl gibi yabancı kökenli sözlerin İngilizcedeki okunuşlarına göre yazılış biçimlerinin büyük bir bölümü Türkçe Sözlük’ün 1998 baskısından sonra dönemin Türkçe Sözlük Çalışma Grubu tarafından yapılan güncelleme çalışmaları sırasında sözlüğe eklenmiştir. Bu konudaki duyarlılığınıza katılıyoruz; ancak bildiğiniz gibi sorun hiç de basit değildir. Yeni Türk harflerini kabul ettiğimiz günden beri bu sorun çeşitli zamanlarda gündeme gelmiş ve tartışılmıştır. Konuyla ilgili en hararetli tartışmalar 1930'lu yıllarda yapılmıştır. Yazınızda değinilen noktaların hepsi bu tartışmalarda farklı boyutlarıyla ve en küçük ayrıntısına kadar ele alınmıştır. Yabancı kökenli sözlerin yazılışları Türkçede bugün de bir sorun olarak karşımızdadır. Bu konuda farklı düşünen taraflar da vardır. Yabancı kökenli sözlerin kullanılmasında hemen hemen bütün dillerde şu uygulamalara gidilir: A) Alınan söz özgün biçimiyle yazılır. Söylenişinde de özgün biçim korunur (chat, server). B) Alınan söz özgün biçimiyle (chat, server) yazılır ama alıcı dilin ses değerlerine göre okunur (Türkçede ses değerlerine göre c-h-a-t, s-e-r-v-e-r ). C) Alınan söz alıcı dilin özelliklerine göre yazılır ve söylenir (çet, sörvır). Ç) Yabancı sözün yerine alıcı dilin söz varlığındaki bir karşılık kullanılır, böyle bir karşılık yoksa dilin kaynaklarından yararlanılarak yeni bir söz türetilir (Türkçede söyleşi, sunucu). Elbette burada en doğru olan, yabancı kökenli sözlerin Türkçedeki karşılıklarının kullanılmasıdır. Bunun birkaç nedeni var: A) Yabancı sözlerin ve terimlerin dilimizde yaygın olarak kullanılması Türkçenin söz varlığının görüntüsünü bozmakta, söz varlığımızı yabancılaştırmaktadır. B) Yabancı sözlerin dilimizdeki Türkçe karşılıkları birer birer kullanımdan düşmekte, dilimiz öz kaynaklarını yitirmektedir. C) Türkçede birkaç farklı anlamda birkaç söze karşılık tek bir yabancı kaynaklı sözün kullanılması durumunda, sözler arasındaki anlam ayrıntıları yitip gittiği gibi dilimizde kısırlaşma ve yoksullaşma yaşanmaktadır. Söz gelimi trend karşılığında Türkçede elli altı karşılık ve seçenek varken yalnızca trend'in kullanılması hem anlatımı zayıflatmakta hem de dilimizi kısırlaştırmaktadır. Ç) Yabancı kökenli sözler yazılışta ve söylenişte sorunlara yol açmaktadır. Alıntılanan sözün özgün yazılışını ve özgün söylenişini bilmek zorunluluğu gibi tuhaf bir durum ortaya çıkmaktadır. Örnek olarak hacker sözünü bu biçimde yazacaksınız ama bunun okunuşunun harflerin Türkçedeki ses değerlerine (h-a-c-k-e-r) göre değil de hekır biçiminde olduğunu bileceksiniz (!). Sorun bununla da kalmıyor... Türkçe eklemeli bir dil. Türkçede yapım ve çekim ekleri sözlere bitiştirilir ve uyuma girer. Böyle bir durumda yabancı kökenli söze ekler yazılışa göre mi gelecek, okunuşa göre mi? Basındaki uygulamaya bakıldığında eklerin alıntı sözlere Türkçe yazılış ve okunuşa göre değil de İngilizce yazılışa ve okunuşa göre geldiği görülür: hacker'lar, chat'leşmek veya hackerlar, chatleşmek... Kısacası yabancı kökenli sözleri Türkçenin kurallarına göre değil de ait olduğu dilin kurallarına göre yazıp söyleyeceksiniz (!). Bu da olmayacak bir şeydir. Öğretmenin ilköğretim birinci sınıfta c harfini /ce/ sesinin işareti olarak öğretmesine karşılık bu harfin kimi zaman /k/ (cafe), kimi zaman /s/ (CD), kimi zaman da /ç/ (chat) olarak okunması çocuklarımızın kafalarını karıştırmayacak mı? D) Özgün yazılışların yol açtığı bir başka sorun da Türk alfabesinde olmayan (q, x, w gibi) harflerin Türkçe yazılarda kullanılmasıdır. Yabancı kökenli sözleri özgün biçimleriyle yazmak, Türkçe Sözlük’e ve İmla Kılavuzu'na almak Türk alfabesinde olmayan harfleri kullanım alanına almak demektir. Bu örnekler, yıllar önce dilimize girmiş ve Türkçenin yazılışına ve söylenişine uygun olarak kullanılan viski, kalifiye, taksi gibi sözlerin de özgün biçimleriyle yazılışlarına yol açabilecektir. Nitekim Türkçe bilincinden yoksun bazı kişiler bu sözleri özgün yazılışlarıyla (whisky, qualify, taxi) kullanmaya başlamışlardır. Yabancı kökenli sözlerin Türkçe Sözlük’e alınıp alınmaması konusu, basında gündeme gelmeden aylar önce Güncel Türkçe Sözlük Çalışma Grubunda ele alınmış ve Türkçeye yerleşmemiş yabancı kökenli sözlerin İngilizcedeki okunuşlarına göre yazılmasının doğru olmayacağına, daha önceden veri tabanına girmiş bu türden yazılışların Türkçe Sözlük’ten tamamen çıkarılmasına karar verilmişti. Dilimizde bir yanda final biçiminde kullanılan alıntı bir söz dururken diğer yanda faynıl biçiminde bir söze gerek yoktur. Öte yandan faynıl for biçiminde kullanılan bu sözün dilimizde dörtlü final, son dörtlü gibi karşılıkları da vardır. Bu düşünceyle, bilbort, ankorman, leptap gibi ne Türkçe ne de İngilizce olan sözler, sözlük veri tabanından tamamen çıkarılmıştır. Yıllar önce Türkçeye ses yapımıza uyarak giren diaspora, guvernör, boykot, kulüp, boks, briç, viski gibi içlerinde alfabemizde olmayan harfler de içeren sözler birer alıntı olduğu için veri tabanına bu biçimleriyle eklenmişlerdir. Bu sözler, özgün biçimleriyle değil Türkçede kullanıldıkları gibi yazılmaktadır. Yabancı kökenli sözlerin ister özgün yazılış ve söylenişlerini ister Türkçenin ses yapısına uydurulmuş biçimlerini benimseyin, bu durum sorun olarak sürecektir. Kurum olarak bizim tutumumuz, yazılışları ve söylenişleri sorun olan bu sözler yerine Türkçe karşılıklarının kullanılmasıdır. Türk Dil Kurumunun görevi yabancı kökenli sözlere karşılıklar önermek, bu karşılıkların yayılmasını sağlamaktır. Bu amaçla, Yabancı Kelimelere Karşılıklar Çalışma Grubunca önerilen sözler, yakında yayımlanacak olan Türkçe Sözlük’e de alınmıştır. Edebî ürünlerde, dergilerde, gazetelerde insanlar karşılarına çıkan yabancı kökenli sözleri sözlük veri tabanında aradıklarında TDK’nin önerdiği Türkçe karşılıkları göreceklerdir. Burada yabancı kökenli söz eğik yazıyla verilecek ve karşılığında bk. kısaltmasıyla TDK tarafından önerilen Türkçe söz gösterilecektir. Gazetelerimizde, dergilerimizde, romanlarımızda, öykülerimizde yer alan ödünçleme sözlerden gerekli olanlar sözlüğe alınacaktır. Söz gelişi, Yabancı Kelimelere Karşılıklar veri tabanından aktarılan factoring gibi sözler, özgün yazılışlarıyla ve eğik yazıyla (italik) verilecek, bk. kısaltmasıyla Türkçe karşılığı olan alacaklandırma’ya gönderilecektir. Tanım da alacaklandırma’da verilecektir. Yazılışı kısmen Türkçeleşen metroseksüel, derogasyon gibi sözler için de yalnızca bakımlı erkek, ayrıklık biçimlerindeki Türkçe karşılıkları gösterilecek, açıklama Türkçe karşılığın madde başı olduğu bölümde yapılacaktır. Böylece, yabancı kökenli sözü arayana bunun Türkçe karşılığı gösterilecek, Türkçe karşılığın kullanılması özendirilecektir. Sözlük, bu yolla Türkçe karşılıkların yaygınlaştırılmasına da öncülük edecektir. Bu yöntem tartışılabilir, ama basın yayın organlarında, hatta öykülerde, romanlarda geçen yabancı kökenli bir sözün karşılığını insanlara sözlükte Türkçe karşılığıyla birlikte göstermek de bir çözümdür. Bu tür sözlerin ödünçleme olduğunu hem eğik yazıyla hem de bk. kısaltmasıyla göstermiş olacağız. Konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür eder, en derin saygılarımı sunarım.
Şükrü Halûk AKALIN
|